BU YAZININ ADINI SİZ KOYUN

• Şöyle sorsam;
– Toplumda,” eş-aile-çocuk” üçlüsünün huzurunun “kırık” olduğunu gösteren “termometre” hangisidir?
• Ya da;
– İnsanların, evlerinde aile huzurlarının pek olmadığını,
– Bu yüzden erkeklerin, ilk fırsatta evlerinden uzaklaştıklarını, adeta kaçtıklarını; genellikle nereye, hangi mekanlara bakarak, nispeten doğru bir tahminde bulunabilirsiniz ?
• Dilerseniz, ufkunuzu biraz açmaya çalışayım:
– Kahvehaneler, cafeler, eğlence mekanları desem, nasıl olur…
• Hiç benimseyemediğim şu kahvehane kültüründen çok şey öğrendiğimi de itiraf etmek zorundayım.
– Hatta, kahvehaneye her giriş-çıkışımda, mutlaka bir şeyler öğrenmişimdir.
• Bu durum sizce belki;
– Çalışmayan, bozuk olan saatin bile günde iki defa doğru zamanı göstermek zorunda olduğu gibi bir şeydir de…
– Oralardan edindiğim, öğrendiğim birkaç tecrübemi de daha önce sizinle paylaşmıştım, hatırlarsanız…
• İşte; yine, yeni yaşadığım bir olay, yukarıda size sorduğum sorunun cevabı niteliğindeki bir başka kazanımımdır.
– Ayni kahvehanedeyim.
– Bazı akşamları teşehhüt miktarı uğradığım kahvehaneye bu kez, gündüz girmem gerekti.
• Her akşam, içerisinin dolu olduğuna alışmış olacağım ki, kimseyi göremeyince, bir yandan da sahibiyle konuşuyoruz:
– Hayırdır, grev mi yapıyorsun…kimsecikler yok ?
– Yok abi…gündüzleri gayet normal halimizdir bu…millet işte-güçte…akşama dolar burası ancak.
– Neden ? Bu mahallede sadece bekarlar mı oturuyor ?
– Ömürsün abi…bizim işimiz, evli barklı insanlarla…gençlerin mekanları ayrıdır.
– Evliler niye evlerinde durmuyor akşamları sence?
– Bunu sen benden iyi biliyorsun ya…yine de anlatayım.
• “ Bak şimdi:
– Eşler arasında hır-gür arttıkça…ailelerde huzursuzluklar çoğaldıkça…eşlerin arasına bir de çocukların sorunları girdikçe…bizim işler “süperdir”.
– Seni iyice şaşırtacak bir başka şey daha söyleyeyim:
– Ailesinde, çoluk çocuğu ile huzurlu olup da buraya gelenden, biz para kazanamayız.
– Çünkü; adam bir-iki çay içer, kısa zamanda kalkar gider.
– Oysa, evinde hır-gürü eksik olmayan kişi, saatlerce, ta kapatana kadar buradadır…”
• Vay be…boşuna okumuşuz, desene…
– Çok erken söyledin bu sözü, arkadaş…daha bitmedi ki…
– Nedir o bitmeyen?
– Sabret de anlatayım: Bizim işimizin iyi olduğu zaman dilimi sadece akşamları değil ki…
– Ya ne zaman?
– Dinle bak: Sabahın erken saatlerinde de çok güzel iş yaparız.
– O niye öyle?
– Neden olacak; fırından simidini, pastaneden böreğini, büfeden tostunu kapan gelir…çünkü, huzursuz ailelerde, sabahları kolay kolay kahvaltı sofraları kurulmaz da ondan…
– Senden öğreneceğimi öğrendim…hadi bana eyvallah…
• Anladım ki;
– Akşamları, evinde duramayan adama, sabahları kahvaltı hazırlanmıyor…çünkü, akşamın dırdırı neyse ama, sabahın tatsızlığı çekilmez…kimse “dumanlı” kafa ile işe gitmek istemez.
• Bu noktadan sonra size bir şey söylemem gerek var mı bilmem…

rehberlikdr

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.