SON DAKİKA

MebAjans.net
bodrum escortescort bodrumsisli escortizmit escort
Emrah Bircan
Emrah Bircan

Bize Bir Aydın Lazım

Sloganlar yine aynıydı : ‘Kahrolsun istibdat, ekmek ve adalet istiyoruz.’ “Ekmek, barış, özgürlük” Devrim sonrası yorgun ve felç geçiren Lenin ile birlikte bir sakinleşme dönemi…

Bize Bir Aydın Lazım
Bu haber 31 Mart 2017 - 8:00 'de eklendi ve 1.154 kez görüntülendi.

“İnsanlar eşit doğar ama her taraftan zincire vurulmuş olarak yaşar. Bu durum nasıl meşru olur?” sorusuyla başlar Jean Jacques Rousseau ‘Toplum Sözleşmesi’ isimli eserine. Voltaire ve Montesquieu ile birlikte dönemin üç önemli aydınından biridir.

İsmi geçen iki aydından da bu soruyla düşünceleri ayrışır hatta ‘radikalleşir’. Zira diğer ikisi halkın yönetime dahil edilmesiyle birlikte yine de kralın,aristokratların ve ruhbanların statüsünün korunmasını savunurken Rousseau ‘genel irade,devlet,yasa,eşit oy’ gibi ilkelerden bahsetmektedir.

Yani Rousseau radikal bir biçimde ‘halk egemenliği ‘ fikrini savunmaktadır. Rousseau’nun bu fikirleri A.B.D. bağımsızlık hareketinden etkilenen La Fayette gibi Fransız seçkinlerinin çalışmaları ile güçlenip Robespierre ve Saint Just tarafından uygulamaya konulmuştur.

Hemen peşinden ‘Terör Devri’ ve önceden de var olan sömürgecilik için oradan oraya saldıran bir Fransa doğmuştur. Yani ‘halkın iktidarı’ iddiasıyla ortaya çıkan devrim zamanla üst sınıfları koruyup halkı ezerek zorbalaşmış işin kötüsü tüm Avrupa’yı etkisi altına almıştır

. *** Gelelim Rusya’ya…

‘Yüzlerin ve hatta hükümet sisteminin bir bütün olarak değişmesi zorunludur. Ekselansları sonuçlarını göremeyeceğimiz olayların arifesindeyiz. Her şey öyle gösteriyor ki en tehlikeli yolu seçtiniz:Duma’yı dağıtmak.(Rus Parlementosu).

Şuna eminim ki üç haftadan kısa bir sürede bir devrim gerçekleşecek ve her şey yerle bir olacak ‘ demişti baş danışmanı Çar II. Nikolay’a… Aslında bu Bolşevik devriminin özeti idi. Nasıl ki Fransız İhtilali’nin nedeni eski Fransa ise , Bolşevik İhtilali’nin sebebi eski Rusya’dır.

Yine kilise ve mutlak otoriteden yani Çar’dan kurtulma hevesi ağır basar. Dostoyevski, Tolstoy, Turgenyev, Gorki gibi aydınların fikirleri,romanları ve eleştirileri uzun zamandır halkı yönlendiriyordu. Siyasal terörün zirve yaptığı yıllarda iki içişleri bakanı, savaş bakanı, donanma komutanı, vali, binlerce devlet görevlisi,polis memuru öldürülmüşken I. Dünya Savaşı’nda yaşanan zorluklara beraber patladı Bolşevik İhtilali…

Sloganlar yine aynıydı : ‘Kahrolsun istibdat, ekmek ve adalet istiyoruz.’ “Ekmek, barış, özgürlük” Devrim sonrası yorgun ve felç geçiren Lenin ile birlikte bir sakinleşme dönemi…

Ama Lenin’in ölümü peşi sıra yönetimi ele geçiren Stalin isimli caninin siyasal terörü devletleştirerek bir eğlence bir sürek avı haline dönüştürmesi,dava arkadaşlarını birer ikişer idam ettirmesi…

Hitler ile el ele vererek dünyayı kana bulaması. Ondan sonra gelen Malenkov, Kruşçev, Brejnev gibilerinin halk üzerinde pek farklı olmayan uygulamaları…

Bir kez daha ‘eşitlik,özgülük,adalet’ gibi kavramlarla yola çıkılıp insanoğlunun zalim tarafının bu kavramlarla perdelenmesi…

Ya biz…

Elimizde çok somut bir İttihat ve Terakki örneği var. Yine eşitlik,özgürlük söylemleri ile otoriteye bir başkaldırı…

Namık Kemal,Ziya Paşa,Mizancı Murad,Ahmet Rıza gibi aydınların fikirleri…

İshak Sükuti, İbrahim Temo,Abdullah Cevdet, Çerkez Mehmed Raşit ve en nihayetinde Enver,Talat ve Cemal Paşalar…

Başarılı oldular…

Meşrutiyeti ilan ettiler, Abdülhamid’i tahttan indirdiler. Sonra …

Sonra kendi iktidarlarının kök salması için Abdülhamid’den daha baskıcı yöntemler uyguladılar. Öyle ki Cemiyetin fikir babaları bile amaçtan sapıldığını görerek onlara sırt döndüler. Sonrası belli…

Buraya kadar aydınları suçlamak göle yoğurt çalmak zaten…

Zira onlar yeni fikirler üretmişler yeni beğeniler sunmuş ve yeni yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yenilikçi düşüncedir onları aydın yapan. Ve aydınların ortak bir özellikleri de milletlerini,halklarını sevmeleridir.

Düşünce ve fikirlerini gelişme, refah, adalet üzerine yoğunlaştırmışlardır. Mesele, aydınların fikirlerini kendi çıkarları uğruna silah olarak kullanmaktan çekinmeten zorbalardan çıkmıştır hep. Mesela Stalin, Napolyon…

Yakup Cemil mesela… Hadi bütün bunlar bir yana; halkı için yaşayan, milleti için düşünen, iktidarların hükümdarların ruhbanların gazabına rağmen gerçeğin yolunda ölümü göze alan aydın profilinden bu noktaya nasıl geldik? Hangi nokta mı? -Türkiye Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir.

-Eşime arkadaşımı tavsiye ettim.

-Tarkan’ın ‘cuppa’ şarkısı aslında ‘cunta’dır. Darbenin şarkısıdır.

-A.B.D. bayrağını üzerine battaniye gibi örterek ‘altında bulunmaktan en mutlu olduğum bayrak’ diye not düşmek

-İlişki esnasında şeyhinizi düşünün çocuğunuz hayırlı olsun.

-Okur-yazarlık oranı arttıkça hafakanlar basıyor. Noktasına….

Yüz yıl önce Namık Kemal ‘Dîn içün, devlet içün, can çekişen millet içün, Azme hâil mi olurmuş bu çürük ten kafesi?’ diyordu. Yüz yıl sonra içinde bulunduğumuz hale bak. Bence artık fikirler tükendi. Yerine yenilerini koyamadık. Eski,köhnemiş fikirlerin peşini bile bıraktık. Tek derdimiz günü kurtarmak. Özgürlük fikrini ve milliyetçilik fikrini güncelleyemediğimiz bu iki özel fikri bir potada eritemiyoruz. Onun yerine bir kısmımız özgürlükçü oluyor bir kısmımız milliyetçi…

Cepheleşiyoruz…

Ve yarını belli olmayan hayatta her yeni gün bir cephe daha açıyoruz. Ve salyalarını akıtarak bu iki fikri savunuyormuş gibi görünen ‘aydın!’ lümpenlerimiz bizi ayrıştırdıktan sonra aynı masada oturup olan biteni izlerken bir yandan da ‘Bordeux şarabı mı yoksa Katalunya şarabı mı daha iyi?’ onu tartışıyorlar.

Sonrasında bu entel magandalar kendi insanlarını uyandırmadıkları için o kraldan bu kraliçeye kraliyet nişanı alabilmek için kuyruklarını sallıyorlar… Edebiyat alanında alınan Nobel ödülüne bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.Nobel ödülü alan kimliksiz şahıs Türkleri ve onların tarihlerini kötüleyerek ve dayanaksızca, cahilce itham ederek bu ödülü almakta hiçbir sakınca görmemiştir.

Bir nevi ülke içerisinde kendisi gibilere verilen ‘mutluluk ve hüzünlerinde bir arada yaşama kültürünün hakkını veren insanların sosyal açıdan çökertilmesi’ şeklinde tanımlayabileceğim görevini yerine getirmenin ödülünü almıştır. Eski aydınlar –gerçek aydınlar- ülke ve millet sorunlarına ışık tutmayı kendilerine görev edinmişken şimdilerde aydınmış gibi görünenler kendi insanlarını bağlılık yemini ettiklerine peşkeş çekmenin ve bu sayede yükselmenin peşindeler.

Prof. Dr. Ali Demirsoy, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi’nden emekli bir öğretim üyesi. Yıllardır amfilerde; ders, konferans verdiği salonlarda, sunumlarının sonunda bir tek soru sorarmış dinleyicilerine: – Bana Türkiye’de yaşayan üç aydının adını verebilir misiniz? “İnanın bana bu güne kadar hiçbir salonda bana 3 aydın adını birbiri arkasına söyleyen biri çıkmadı” diyor.

Hatta daha ilginci yapılan bir ankette sorulan “Şu anda ülkenizde aydın olarak gördüğünüz ilk 10 insanın adını verebilir misiniz?” şeklindeki bir sorunun yanıtlarında, ortak bir isim çıkmadığı gibi, 10 rakamına da ulaşan çok az kişi olmuş. Aydın insanın binlerce, onbinlerce tarifi vardır.

Her ülkenin, her kültürün, her ideolojinin, her inanışın, en önemlisi de herkesin kendine göre bir aydın insanı vardır… Ama bize bir aydın lazım… Aydın bilmeli, aydın bildiğini halka anlatabilmeli, aydın korkusuz olmalı, aydın eleştirebilmeli, aydın eleştirirken ortaya yeni bir şeyler koyabilmeli, aydın sevmeli; en çokta milletini,halkını,vatanını… Bize bir aydın lazım…

loading...

Bir önceki yazımız olan 2017-2018'de Bitişik El Yazısı yerine Dik Temel Harfler kullanılacak başlıklı makalemizde 2017-2018'de Bitişik El Yazısı yerine Dik Temel Harfler kullanılacak hakkında bilgiler verilmektedir.

İLGİLİ HABERLER
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
loading...