MebAjans.Net - Milli Eğitim (MEB) Haberleri -

Bol Kravatlı Günler…

Ve çocuk gözleriyle gülümser sana… Ve yine gözleriyle der ki: ‘Hoş geldin Öğretmenim.’…

Bol Kravatlı Günler…
  • 22.04.2018
  • 641 kez okundu

Ve çocuk gözleriyle gülümser sana…

Ve yine gözleriyle der ki: ‘Hoş geldin Öğretmenim.’…

Sabah kalktı.

Uzun bir süre bir kenarı kışın sobanın altında kaldığı için yanmış halının desenine baktı.

Göz ucuyla karşısındaki kanepeyi süzdü.

Bir tarafta boya yaparken giydiği kıyafetler; diğer tarafta ütülü ve ‘kravat’lı öğretmen kıyafetler…

Yerinden doğruldu ve elini boya yaptığı kıyafetlere uzattı.

Katlanabilen masada tek başına sallama çayını yudumlarken bir an aklına okulda ona öğretilenler geldi…

-657 sayılı Devlet Memurları Kanununun bilmem kaçıncı maddesine göre ‘Kravat’ını mutlaka takacaksın.

Gömleğin ütülü, pantolonun tek çizgi, ayakkabıların boyalı olacak…

** On yıllık öğretmendi ama hiçbir eğitim-öğretim yılına ‘kravat’la başlayamamıştı.

Her geçen sene ‘kravat’lıların istekleri daha da ağırlaşmıştı çünkü…

-Okul boyanacak!

İstinat duvarı yapılacak!

Anasınıfına parke döşenecek!

Tuvaletler tamir edilecek!

Tıkalıysa açılacak!

Evraklara ACİL koduyla cevap verilecek!

Okula gelen ‘kravat’lılara saygıda kusur edilmeyecek!

Eee bir zahmet DERS ANLATILACAK…

Sevgi saygı tamamdı da…

Boyaydı, parkeydi, fayanstı,vanaydı,çeşmeydi…

Bunlara para lazımdı.

Bu istekleri A4 inceliğinde sıralayanlar yine her zaman ki gibi yol gösterme inceliğini göstermiyorlardı.

Veya isteklerini karşılamak uğruna anasınıfına parke döşerken elini spiral testereye kaptıran öğretmene bir geçmiş olsun deme inceliğini…

Zaten elini testereye kaptıran öğretmen haberi bırak ulusal medyayı yerel basında bile ‘firar eden dana’ haberinden daha değersizdi…

Testerenin kestiği parmak tuttu tutmasına da…

Onca emek,onca yorgunluk…

Ve parmaktan daha acısı hatta en acısı…

On aylık eğitim-öğretim yılının sonlarına doğru altmış yaşını geçkin bir grup evrak çılgını ‘kravat’lı amca gelecek on aylık emeği on dakikada sorgulayıp onun iyi öğretmen olup olmadığına karar verecekti…

** Malzeme bitti.

Elindeki parada yetmeyecekti ama ‘belki aybaşında veririm’ ümidiyle şehre indi…

Boya kokularının sardığı dükkanlardan birinin sahibi olan adam lahmacunun son lokması olan diğer yarısını ağzına tıkıştırırken ‘Hoca okula devlet para gönderiyor. Hem sana da maaş veriyor. Cami olsa yardım ederim’ dedi.

Çıktı dükkandan…

Kendini başkalarının sırtından geçinen bir dilenci gibi hissetmek…

Hiçbir zaman hatta bugün bile tarif edemedi bu acıyı…

Kendine de etrafındakilere de…

Kafada deli sorular…

Onuru kırıldı…

Köyün minibüsüne bindi.

Yolda köylüler: ‘Hoca maaşı mı çekmeye gittin? Ne ısmarlıyon bize?’ diye dalga geçtiler…

Sesini çıkarmadı…

Ağlamamak için saatlerce kemirdiği dudakları iyice şişmişti.

Elli kilometrelik yolculuk bir buçuk saatte sona erdiğinde artık tek isteği o gün olanları unutup hazmedebilirse uyuyabilmekti.

Sabah tekrar kalktı…

Yanık halının desenine baktı…

Boya yaptığı kıyafetleri giydi…

Katlanabilen masasında sallama çayını içti…

Fırçaya elini uzattı ve o sırada çocuk geldi…

‘Yardım edeyim mi öğretmenim?’ diye sordu pişkin babasının öğretmenine tavrına karşı diğer arkadaşlarından önce okula gelmenin gururuyla…

Ve çocuk gözleriyle gülümsedi…

Ve yine gözleriyle dedi ki ‘Hoş geldin Öğretmenim!’…

Emrah BİRCAN

Bir önceki yazımız olan Birisi Benim Dönemimde Her Şey Harika mı Dedi? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

loading...

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
findikzade escort kartal escort istanbul escort beylikduzu escort istanbul escort