BOŞUNA PEDAGOGA, PSİKOLOĞA KOŞMAYIN

• Çocuğunuz deli mi ki…her dediğinizi anında yapsın…

– Ne derseniz, tersini mi yapıyor,
– Her sözünüzü hemen yerine getirmiyor mu,
– Çok da iyi yapıyor bence…
• Korkmayın, hemen tedirgin olmayın;
– Çocuk bu şekilde davranmakla size isyan etmiyor…sizi önemsemiyor değil…hele de sizi sevmediği için böyle davranmıyor…
• Aksine;
– Aklınızdan geçen bu gibi vehimlerle hiç mi hiç alakası yok, onun bu tavrının.
• Böyle durumlarda;
– Ona kızmak yerine, bu tür hareketlerine sevinmelisiniz de, bazı koşullarda.
• Temel;
– Akıl hastanesinde tedavi görmektedir.
– Doktoru; ona bazı işler yaptırmanın zamanı geldiğini düşünür.
– Önce; bir süre eğitim vererek, bildiğiniz, inşaatlarda kullanılan o el arabasını sürmeyi öğretir.
• Öğrettikten sonra da kendisine şöyle der:
– “ Aferin…şimdi her gün, hastane bahçesinde bu arabayla tur at, gez, dolaş…”
– Takip eden günlerde Temel, doktorunun dediklerini harfiyen uygular.
• Doktor bir gün, bahçeye çıkıp Temeli gözlemlemek ister.
– Bir de ne görsün; Temel, el arabasını sürerken oldukça zorlanmaktadır.
– Çünkü; arabayı ters çevirmiştir…arabanın tekeri havaya dönük, üst kısmı ise yerde sürünüyor…
• Temel’in yanına yavaşça yaklaşır ve aralarında şu konuşma geçer:
– Evladım; ben sana arabayı öyle sürmeni öğretmedim ki…niçin bunun tekeri göğe bakıyor?
– Hocam; ben deli miyim ki, bu arabayı senin dediğin gibi süreyim?
– Niçin evladım, söyle bakalım.
– Çünkü; önceki gün, dediğiniz gibi sürdüm…fakat dün, bahçede inşaat başladı…şu duvarı tamir edeceklermiş…bahçeye kum, çimento getirdiler…beni öyle dolaşırken gören usta, bütün gün bana harç taşıttı…
– Anladım evladım…sen, bildiğin gibi sür arabanı…
• İnanın;
– Çocuklar son derece zekidir.
– Öyle ki; siz, yaptığınız işten dolayı, üç gün sonra başınıza neler geleceğini tahmin edemezken; çocuk, bir adım sonra başına geleceği akıl edebilir.
• Örneğin;
– İlk başlarda sizi dinler.
– Siz de sevinirsiniz…oh be, artık bazı işleri ona yaptırabilirim, diye aklınızdan geçirebilirsiniz.
– Doğrusu da budur elbette…
• Ama; sevgili anneciğim…elinizin ayarı yok ki…
– Daha yeni yeni; komşuya göndermeye başladığınız çocuğunuzu, peşinden bakkala…biraz sonrasında manava…daha sonra da; bulaşığa, çamaşıra, ev işlerine, çöpü çıkarmak için… yardıma çağırdınız….
• Elbette, bunun da doğrusu bu olsa bile; işin ayarı şudur:
– Çocuğunuza
– Yaşı ile, fiziksel gelişimi ile, boyu ile posu ile “orantılı” işler vermelisiniz…zamanlamanızı da iyice gözden geçirmelisiniz.
• Güzel anneciğim, bakar mısın:
– Henüz soluk soluğa bakkaldan gelen çocuğunuzu, bu kez de komşuya gönderdiniz.
– Az önce okuldan gelen kızınızı, hemen manava gönderdiniz…bir koşuda da gel dediniz.
– Biraz evvel; nefes nefese bayiden gelen oğlunuzu, peşinden sütaneye göndermediniz mi…
• İşte kıymetli anneciğim benim:
– Çocuklar, bu yüzden arabayı ters çeviriyorlar…
• Sonra da siz;
– Oğlum laf dinlemiyor…kızıma söz geçiremiyorum…çocuğuma iş yaptıramıyorum…yedi bitirdi bu çocuk beni…diyerek; boşuna, pedagoglara, psikologlara koşuyorsunuz bu konuda….
• Evinizin tenha bir köşesine çömelin ve başınızı iki elinizin arasına almak suretiyle düşünün:
– Acaba nerede hata yapıyorum…
– Çok mu yükleniyorum bu kıza…
– Bu çocuğun, erkenden olgunlaşmasına mı çabalıyorum yoksa…
– Çocuklar henüz kıvamına gelmeden mi adam etmek istiyorum ne…
– Ben çok mu aceleciyim…galiba biraz da mükemmeliyetçiyim…
– Evet evet…çok hızlıyım…bir an önce yavaşlamam ve sakinleşmem lazım…diye hesap yapın…kendinizi kritik edin.

rehberlikdr

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.