SİNİRLERİNİZİ VE SINIRLARINIZI KORUYUN

• Gerek eşinize karşı, gerekse ve özellikle çocuğunuza karşı;
– Heyheyleriniz sürekli üzerinizde mi…
– Atmosferdeki “ses duvarını” aşan uçakların, korkunç patlamalara neden oldukları gibi; evde siz de “tahammül sınırınızı” mı aşıyorsunuz…
– Bu nedenle de, gücünüz ona yettiği için, basit nedenlerden ötürü dahi olsa, dönüp çocuğunuza patlıyor musunuz…
– Cinleriniz bir türlü tepenizden inmiyor mu…
• O zaman, ilk önce yapmanız gereken şey:
– Dünya ile irtibatınızı koparmak olsun.
• Nasıl mı:
– Yazılısı ile-görüntülüsü ise, seslisi ile-sessizi ile…medya kaynaklarından elinizi-eteğinizi çekmelisiniz.
– Ülkemizin ya da dünyamızın günlük gidişatına dair ne varsa, ilgi alanınızdan dışlamalısınız.
– Bütün dizilerle, filmlerle, bağınızı kesip atın.
• Çünkü;
– Anlaşıldı ki; sizin dayanma gücünüz ve ruh haliniz, istemediğiniz gelişmelerin ve olumsuzlukların önüne geçilmesinde ve önlenmesinde yetersiz kalıyor.
– Değişen bir şey yok…
– Ne; açların doyurulmasına, ne; göçlerin önlenmesine,
– Ne; yoksulların sürünmesine, ne; evsizlerin barınmasına katkınız olabiliyor…
– Ne; her gün okumaktan, duymaktan, görmekten yüreğimizin kavrulduğu şiddet gören eşlerin acısını dindirmeye, ne; boşanan aileleri birleştirmeye, ne göz yaşlarını dindirmeye bir etkiniz oluyor…
– Ne; tütmeyen bacaların tütmesine, ne; kurulamayan sofraların kurulmasına,
– Ne; her saniye bam telinizi titreten dizilerdeki o dakika başı şiddet dolu sahnelerin azalmasına, ne; filmlerde durmadan patlayan ve geceleri rüyalarınıza giren silahların susmasına…sizin hiçbir katkınızın olmadığı belli oldu…
– Boşuna yoruyorsunuz sinirlerinizi…
– Çünkü; bütün bunları görmeniz, izlemeniz, işitmeniz; siz hayata bağlayan kılcal damarlarınızın her birini, her gün koparmaktadır.
• Ne diyorsun hocam…duyarsızlaşayım mı…hislerimizi mi yok edeyim…
– Nerede kaldı merhamet…vicdan…empati… iç dinamikler…
• Bilirsiniz; özellikle kimi siyasilerde gördüğümüz gibi;
– Bazı insanlar;
– Zıt fikirlere, farklı görüşlere, kendilerine aykırı gelen düşüncelere, analizlere katlanamazlar ve anında tepkiselleşirler ve arzu edilmeyen olaylara neden olabilirler.
• Ayni bunun gibi;
– Bazı insanların ruhları, günlük hayatta her gün yaşanmakta olan zıtlıkları,
– Yani; yan yana, iç içe, peş peşe, ard arda gördükleri, duydukları, izledikleri ve okudukları acıları,
– Açları-tokları, neşeleri-korkuları, cimrileri-cömertleri,
– Ağlayanları-gülenleri, ezenleri-ezilenleri, kahrolanları-horon tepenleri, ölenleri-öldürenleri… duymaya, görmeye, izlemeye ve okumaya dayanamaz.
* Böylece;
– Yaşadığı ortamdaki en ufak bir can sıkıcı duruma, eşinin yan bakışına, çocuğunun laf kakışına diklenir.
• Özetle, bu yüzden;
– Önem verdiklerinize ve önceliklerinize dikkat edin ve onları tekrar sıralamaya tabi tutun.
* Yapmanız gereken:
– Duygu durumunuza göre…duygusal dengenize göre…haleti ruhaniyetinize göre; çevrenizdeki ve dünyadaki gidişata, olup bitene kulak kabartmanızdır ya da kabartmamanızdır…
– Duyarlılığınızı ve duygusallığınızı yitirmemek adına, sevdiklerinizle aranızı açmamalısınız.

rehberlikdr

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.